Tülay’ın Atkısı

Renkli bir bira cenneti

Türkiye’de havaların son derece sıcak olduğu şu günlerde, eminim birçok kişinin aklından buzdolabına gidip şöyle soğuk bir bira alıp içmek geçer. “Bir bira olsaydı şimdi ne iyi olurdu” dendiğini o kadar çok işittim ki. Biranın tadını sevmeyen biri olarak, sıcak yaz günlerinde, buz gibi bir birayı kana kana içen insanları gördükçe özenirdim. Ama gönül sevmeyince, dudaklar da bu lezzete katlanamadı hiçbir zaman.

Aslında ilginç olan biranın bolca üretildiği ve tüketildiği bir memlektte dünyaya gelmiş olmam ve burada onlarca değişik bira çeşidini görüp tadma fırsatım olmasına rağmen bunu yapmamam olmuştur. Taa ki son zamanlara kadar. Acı çaya bolca şeker atıp tadlandırmaya çalışan çocuklar gibi, ben de hep içine değişik tadlar katılmış biralardan deneyerek başladım işe. Roze, kirazlı Kriek ya da limonlu Radler sanırım en sevdiklerimden oldu.

Derken bir gün, bir tanıdığım bir müzeden bahsetti. Bira ile ilgili dedi, ben yanıma müze kartımı da aldım doğal olarak, o da gülümsedi. Kentin bisikletle yaklaşık 20-25 dakika uzaklığında bir yere vardık. Müstakil, sevimli bir binaya geldik. Kapısında, hemen şu sol üst tarafta gördüğünüz tonton amca karşıladı bizi. Burası bira değil, bira reklamları müzesiymiş esasen. İçerisi tıklım tıklım insan doluydu. Şaşırdım tabii. Bu kadar insanın müzede ne işi var diye. Ancak işin güzel kısmı işte bu ayrıntıda saklıydı.

Bierreclame Museum olarak bilinen bu yer, babadan oğula geçmiş bir koleksiyon merakının meyvesi. Marketlerin, kafelerin üstüne, içine asılan emaye bira reklamı panoları biriktirmeye başlayan baba, bu tutkusunu oğluna geçirince, her santimi rengarenk emaye panolarla çevrilmiş bir dünya yaratmışlar. İki- üç katlı  olan bu binanın her köşesi ve hatta arkasındaki avlusu bile bu panolarla dolu. Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa, İrlanda ve İngiltere kaynaklı birçok bira çeşidinin reklam panolarını görebiliyorsunuz burada. Bu panolar 1900-1960 yılları arasına tarihlenen özel ve tek parçalar.

Mekanın sahibi hala tüm açık arttırmaları gezip, yeni bir pano bulmak umuduyla yollara vuruyormuş kendini. Ancak bu seyahatlerin tek amacı bu panolar da değil. Binanın giriş katında bulunan bar kısmında yine demin adı geçen ülkelerden onlarca çeşit farklı bira satılıyor. Bütün bu biraları, yeni üretilen ve normalde marketlerde bulunamayacak ürünleri, üreticileri kapı kapı dolaşarak topluyormuş sahibi. Tabii bira sevmeyenler de düşünülmüş burada. Başka çeşit alkollü ve alkolsüz içecekler de bulmak mümkün.  Müze ve bar sadece pazar günleri açık. Hem iç mekanda hem de arka avluda masalara oturup nostaljik bir atmosferde buz gibi biralarınızı yudumlayabiliyorsunuz. Bazı pazar günleri gelen gruplar canlı müzik ile ortamı daha da neşeli hale getiriyorlar. Ben ordayken folk tarzında Hollandaca şarkılar söyleyen bir grup sahne aldı.

Panoların haricinde bir de yine tüm mekanda görebileceğiniz, üzerine biraların isimleri yazılmış bardaklar, kültablaları, bardak altlıkları olduğu gibi, binanın üst katında, antika eşyalarla döşenmiş bir bar var. Eğer tek tek her ayrıntıyı gözden geçirecek olsanız saatlerinizi burada geçirebilirsiniz. Lezzetli bir birayı mideye indirmek de cabası.

Yolunuz bir gün olur da Breda’ya düşerse ve aklınıza bu bira reklamları müzesi düşerse adresi de şöyle:

Bierreclame Museum

Haagweg 375

4813 XC Breda

+31 76 5220975

Pazar günleri  11-23 saatleri arasında açık

İyi seyirler ve afiyet olsun şimdiden 🙂

No Comments »